FotoRoman 4- Alen Gavar'ın JWOC Anıları

Ortaköy'den Başlayan Yarış Macerası

Atatürk Havaalanı. Çek-in yaptırmak için sıraya girdim biletimi verdim, kontrol ediyor:
-Dönüş biletiniz?
-Dönüşüm İsveç'ten. Biletimi İsveç'te kafile başkanımdan alacağım.
İnandıramadım. Vizem C tipi turistik vize olduğundan geri dönüş biletim olmak zorundaymış. "Bırakın çıkayım ülkeden...yarışacağım..." ancak JWOC evraklarımı gösterince inandılar ve biniş kartımı alabildim. Sonunda uçaktayım.

Varşova'da pasaportumu uzun uzun incelediler ama damga basmaları pek hızlı oldu. 10 dakika sonra Gdansk uçağım kalkacak ama bilet kontrol yerinde kimse yok. bir görevliye sordum benim uçağımın giriş kapısında kimse yok nedendir diye,"Gelirler" dedi. Ne demek gelirler?
-Saatini değiştirdin mi?
-Aaa…Hayır!
1 saat geriye almayı unutmuşum. Uçağım pervaneli pırpırlardan, ama oda keyifli. Uçuşta bir tek domates suyunu dert oldu, ilk defa içiyordum tadını hiç beğenmedim.
… Gdansk'a indim yarış merkezini aramam gerekiyor ama telefonları cevap vermiyor veya benim cep telefonum doğru yeri aramıyor. Rent a car bürosunda genç bir çocuk bulup ondan yardım istedim. O başka bir numara denedi ve tamam, bulduk. Fakat açan kişi İngilizce bilmiyor. Ben çocuğa anlattım ve o da kendi dillerinde açıkladı, neyse 15 dk sonra Fransa takımı geliyormuş onlarlara beraber beni aldılar.

İlk olarak yarış merkezine (competition center) gittim, elime 2 tane torba verdiler; yarış kitapcığı, bardak, göğüs numarası gibi şeyler. Resepsiyonda oda anahtarımı alırken Çinli bir çocukla kalacağımı söylediler, bunun meşhur Salomon olduğunu henüz bilmiyordum.
-Yeeessssss
Salomon'un bilgiç cümlelerine başlamadan önce söylediği sihirli kelime.O gece yerleştim ve güzelce uyudum. Sabah kahvaltıya indik daha sonra yarış yerine benzer bir arazide model event vardı, ona gittik. Parkuru yürüyerek, yarı jog temposunda yaptım.

Açılış töreni için yola koyulduk bizi Gdansk'ın şehir merkezine getirdiler. Tarihi bir yer burası. Taksim meydanı gibi uzun bir cadde, eski evler, büyük bir saat kulesi, sokakta Gdansk'ın eski halini yansıtan insanları eğlendiren göstericiler. Ülke bayraklarını Gdansk'lı izcileri getirdiler. Her ülkeyle beraber bir izci yürüyordu. Ben 1 kişi olduğumdan çok dikkat çekiyordum. Önümde İsviçre, arkamda Ukranya takımı vardı. Kimse tek başıma geldiğime inanamıyordu…Marş, konuşmalar, bayraklar…

Yarışmacılar iki hostelde kalıyordu ve her akşam değişik hostelde yemek yemek zorundaydık. Böylece tüm yarışmacılar birbirlerini tanıyabiliyordu. Hostele tüm ülkeler kendi takımındaki sporculularını tanıtıcı afişler asmışlardı, hepsi çok ilginçti: Amerikan takımı hayvan taklidi yapıyorlar, Avusturalya erkek takımı popoları dönük ve çıplak, Danimarka kızları çıplak şekilde bayrağa sarılmışlar. Akılda kalıcı, ilgi çekici ne varsa yapmışdı. Her akşam yediyle sekiz arası takım liderleri toplantısı yapılıyordu. Kendimin lideri olarak hepsine bir koşuşturmak çok zor oluyordu, hem yarış hem yarış merkezinden gündelik bülten, hava durumu, göğüs numarasını almak ve toplantıya koşuşturmak… Katılımcılar birbiriyle tanışırken ben uzak kalıyordum. Diğer günler katılmadım, önemli bilgileri sağ olsun diğer takım liderleri ilettiler.

Günlerden Salı, kahvaltımızı ettik. Herkes çıkış zamanını biliyordu ve hostelden her 15 dakikada bir start zamanlarına göre otobüs kalkıyordu. İlk gün parkurumuzu koşacağız: Orta mesafe eleme parkuru. Bayanlar ve erkekler kategorisindeki sporcuları üçe bölmüşler: a,b,c. Bu üç kategoride ilk 20ye girenler 2. gün orta mesafe finalinde yarışacaklar.

Çıkış alanında ısınmak için 1 km2 alanı kapsayan harita ayrılmış. Zamanı yaklaşan 8 dakika önce çıkışa giriş yapmak zorundaydı. Sportident sistemini kullandık. Pre- start alanında SI kartı temizleniyor, son gerdirmeleri yapıyorsunuz. 3 dakika kala harita için ek bilgi kartı veriliyor, SI kartı test ediliyor. Ve zamanınız çaldığı zaman haritanızı alıp çıkıyorsunuz...

İlk hedefe çok dikkatli gittim, diğerlerine de yavaş koştum ve hiç hata yapmadım. İyi bir dereceyle ortalarda yer aldığım için bir kaç takım lideri tebrik etti. İkinci gün için hızlı koşarsam yukarılarda olabileceğimi düşündüm (yanıldığımı sonra anladığımda çok geç oldu tabii)

Varış alanı oldukça büyük bir ova üzerine kurulmuştu. Son noktadan çizgiye 500 metre koşuluyordu. Bariyerin arkasında takımlar bayraklarını sallayıp sporcularına destek veriyorlardı. Soyunma çadırları, takımların kendi getirdikleri özel çadırlar, ilkyardım, vs derken ortalık çok canlıydı. Kısa ödül töreninden sonra otobüslerle hostele dönüldü.

Kaldığımız yer Gdansk Üniversitesi'nin kampüsüydü. Polonya kuzeyde: Akşamları hava 11:30'da yeni kararmaya başlıyordu, bu da insanlarla tanışmak-kaynaşmak için imkan ve zaman veriyordu. Özellikle daha güneyden geliyorsanız! Hostel içerisinde bilgisayar odaları unutulmamıştı, her gün e-postalarıma bakabiliyordum. 1nci gün yapılan değerlendirmede B kategorisine düştüm. A kategorisindekiler orta parkurun madalyası için koşacaklardı.

2. gün çıkış aldım. Dikkatli ve yavaş. Daha sonra hızlandım, iyi gidiyordum. 6. hedeften sonra hata yaptım ve bu hatayı telafi etmek için daha da dikkatsiz davrandım. Haritaya sürekli bakmadım, etraftaki diğer hedefler ve koşturanlara bakmaktan konsantre olamıyordum. Kötü bir zaman çıkartım, günün sonunda ve de sonlardaydım! Çok üzüldüm, ama yapacak bir şey yoktu (artık!) Başkalarıyla konuştum. İnsanlar sürekli pozitif enerji veriyordu bana, sanki yarışmadaki rakiplerim değil de, takım arkadaşlarım. Böylece moral topladım, uzun parkur için kendimi hazırlamaya başladım.

Akşam herkes erken yattı. Artık eğlence yerini yarışma ciddiyetine bırakmıştı. Japonlar hostelin merdivenlerine bir ağaç asmışlardı. O gece Japonlar için önemli bir geceymiş: Dolunay ve yıldız gecesi. Herkes üzerine dileklerini yazıyordu; daha iyi koşmak istiyorum.

Perşembe 11 buçuk km uzunluğunda 480 metre tırmanışlı ve 21 hedefli uzun parkuru koşacağız. Sıkı bir kahvaltı ile başladım güne. Çıkış zamanım sonlardaydı, kendi otobüsümü beklemeden, erkenden start alanına gittim. Heyecanımı yenmem gerekiyordu. Sonlarda çıkmak da kötü bir şeydi benim için; sonlarda tüm ülkelerin en iyi sporcuları çıkıyordu ve ben hata yaparsam finishe çok geç varabilirim. Bu yüzden stresliydim.

Büyük çoğunluk gitti. Yaklaşık 20 kişi bekliyoruz. Ben sondan 15nci çıkacağım. Ve çıkış...

İlk hedefe mesafe uzak, uzun ayak. Yavaş koşmalı. Hedefin yakınında bataklık var. Etrafını dolaşmayacağım…giriyorum içine, dizlerime kadar battım…ilerliyorum…belimin üstüne kadar battım… simsiyah ve hantal bir yumağım artık… bir şekilde çıktım, aldırma… işte hedefim… ve devam ettim. Hızlanmaya başladım; rota seçimi yapıyordum, hata yapmıyordum. Kafanın rahat olması gerekiyor ve o gün rahattım, her hedefi buldukça mutlu oluyordum ve moral kazanıyordum.

Sona doğru çok yoruldum artık. Tepe tırmanıyorum, çemberin içine gelmiştim… fakat… bir anda yerimi kaybettim. Başka bir hedef buldum. Numarasına baktım: Aradığım hedef değil. Bir anda deli gibi koşuşturmaya başladım. İyi giderken birden bire hata yapmak ve çelişkiye düşmek çok kötü; birden kafanızda bir sürü düşünce geçiyor: Hedefi bulmalıyım, ne yaptım ben. İlk gördüğüm hedefe tekrar gittim. O hedef benim bir sonraki kontrol noktammış… bilgi kartımda onu kontrol etseydim bunca zamanı kaybetmeyecektim. Normalde her zaman kontrol ederim ama yorgunluk işte. Parkuru dikkatli bitirdim ve sonuç: Birinci ile aramda yarım saat fark var, 15 dakikası tek ayak! Diğerleri onun daha iyi rota seçimi yapması ve daha hızlı olmasından.

Ödül töreni yapıldığında erkeklerde Matthias ve bayanlarda Helen birincilik kürsüne çıktılar. Güzel parkur, güzel gün, çok mutluyum. Çünkü bana göre iyi bir parkur çıkartım.

Akşam herkes eğleniyor, ne de olsa yarın dinlenme günü. İtalyan ve İspanyollar ile dışarıya çıktık: Büyük bir alışveriş mağazasını gezdik, dondurma yedik, geri dönecektik ki Avusturalya ve Yeni Zellanda takımları bir barda biralara başlamışlar… Neyimiz eksik? Çakır keyif dönerken karşılaştığımız Rus ve Ukraynalılar da aynı vaziyetteydiler. Nedense yatak yerine hostelin arkasındaki bara gidip Bulgarlarla buluştuk. İster istemez herkes 5te yatıp 11de kalktı… Dinlenme günü ne demek? Şehir gezisi, bol sohbet ve geyik. Bütün takımlar kendi TOP 10'larını hazırlıyordu, erkekler ve kızlar kategorileri halinde. Herkes değişik şekilde afişler hazırlayıp hostelin dört bir yanına asıyorlar. Ben Polonya, Avusturya, İsviçre, İtalya ve İsveçlilerin listeleri içerisindeyim…Madalya almış kadar oldum. Nedense kızlar da daha bir güzel bugün…

Cumartesi bayrak yarışımız var, ben tek olduğumdan diğer eksik olanlarla takım yapmam gerekiyor. Bulgarların 1 kişisi eksikti ve koçu beni yazmış, aramama gerek kalmamıştı kimseyi. Ben 3ncü adam olarak koşacağım. İlk başta bayanların startı verildi, çok eğlenceliydi. Kalabalık bir toplu çıkışla 1 km uzaktaki üçgene koşuyorlar, yarısını seyredebiliyoruz; vadiyi tırmanıyorlardı. Derken bizim 1. adamımız geldi ve 2 numara çıktı, ben de ısınmaya başladım. İyi gidiyorduk. 2ci geldi, değişim yaptık, koşmaya başladım. Parkurda sonlara doğru kötü bir hata yaptım ama ona rağmen bayrakda 23cü olduk.

Son ödül töreni yapıldı ülkeler madalyalarını ve diplomalarını aldılar. Bir sonraki yıl ev sahipliği yapacak olan İsviçre'ye JWOC bayrağı teslim edildi. Herkes birbiriyle forma değişimi yapıyordu. Akşamki büyük partiyi beklemeden eğlence başlamıştı bile. Hostele döndük, marketlerden alınan içki ile kutlamalar hızlandı. Dışarıda yağmur yağıyordu, tadını çıkardık. Bahçede Danimarka İsviçre futbol maçı yapılırken, biz de 200 mt sprint yarışı yaptık: 5 kişi yan yana, bir şişe birayı dikip başlıyorsun koşmaya, yağmur şarıl şarıl.

Gece eğlence, müzik ve eğlenceyle sürdü gitti…Pazar ayrılış günü kahvaltımızı yaptık takımlar ayrılmaya başladı. Ben İsveç'e gidecek diğer 5 kişi ile beraber Karlskorna'ya geçtim. Yolculuk Göteburg'a, İsveç 5 gün yarışları ve öncesindeki O-Ringen Clinics seminerlerine katılacağım. Salomon hala yanımda. İOG kafilesi bugün gelecek, nedense yetkililer yarın diye ısrar ediyor. İki saat geçmedi, Alex sms attı: "Tren garındayız, bizi kim alacak?" Bizim 11 kişi geldi ama İsveçlilerin hatası sonucu bu akşam salonda yatacaklar. Benim için süper haber, Salomon ile 15 gün daha aynı odadayız…

Alen Gavar
Ortaköy, Ekim 2004


O-TR.com'un notu:
Alen Gavar, JWOC'a (Dünya Gençler Oryantiring Şampiyonası'na) Türkiye'den katılan ilk sporcu oldu. O-TR.com, oryantiringin Türkiye'de gelişmesi için sporcularımızın yurtdışında koşması ve yabancıların ülkemize gelip koşmasının çok önemi olduğuna inanıyor.
Özellikle "yarışma" seviyesinde oryantiring yapmayı isteyenlerin yurtdışı etkinliklerine katılmaları, kendilerinden tecrübeli yabancılarla aynı parkurda koşmalarının daha yüksek hedefler koymaları için gerekli olduğuna inanıyor ve destekliyoruz.
Nasıl mı? Bilgi - deneyim paylaşarak (bu yazıda olduğu gibi) ve SILVA ürünlerde %30-50 indirim ile! Yurtdışında koşmaya gidecek herkes için %30, Dünya ve Balkan Şampiyona'larına katılacak olanlara %50 indirim yapıyoruz.

Bütün Fotoromanlar



© O-TR. 2004-2007. Her Hakkı Saklıdır.
 
tasarım & uygulama :. fotovizyon