Mehmed Açar'ın Sergüzeşti
Beşin biri: Ormanın derinliklerinde
Ormandayım. Henüz yapraklanmamış ulu ağaçlar etrafımı çevirmiş. İlkbahardayız. Sıcaklık düşük fakat güneş havayı ısıtıyor. Önümde bir patika var. Zemini topraktan çıkan ağaç kökleriyle düğüm düğüm olmuş. Küçük küçük taşlar sonbahardan kalan ve seyrek bir tabaka oluşturan yaprakların arasında baş vermiş. Patika tepenin yamacını takip ediyor, kıvrılarak hatlarını belirliyor.
Geriye dönüp baktığımda ormanın başlangıcını göremediğimi fark ettim. Halbuki yalnızca birkaç dakika önce bir tarlanın bittiği yerden başlamıştım. Bitki örtüsünün ortasında bir aralık vardı, istekle daldım içine. İki dakika sonra kaybolmuş hissediyordum. Çevremdeki her şey gözüme bir görünüyordu. Konumumu belirleyecek ayırt edici bir nokta belirlemekten uzaktım. Birden fark ettim ki evimle olan tek bağlantım arkamda uzanan ve ucu artık görünmeyen bir patikaydı.
İçimde beliren panik duygusunu bastırmaya çalışarak durdum ve elimdeki renkli kağıt parçasına bir göz attım. Bu bir haritaydı. Fakat sıradan bir harita değil. Bu ormanı ve içindeki yolları açıkça görülen çizgilerle gösteren bir harita. Asıl merak ettiğim ise bu çizgilerin hangisinin benim patikamı gösterdiği idi? Sonra kulübedeki garip adamın söylediklerini hatırlamaya başladım. ceketimin cebinden pusulamı çıkardım.
"Pusula bize kuzeyi gösterir. Harita ise gideceğimiz yolu."
Adam pusulayı haritanın üzerine koyup garip bir şekilde sola çevirmişti. Nasıl yaptığını hatırlamaya çalışarak, pusulamı haritanın üzerine koydum. Onun yaptığı gibi yapmaya gayret ediyordum. Kırmızı ok benim soluma doğru saptı ve durdu. "Bu kuzey olmalı" dedim kendi kendime. Bir yandan da bu müthiş keşfimi kimsenin görmemiş olmasını umdum. Haritaya tekrar baktım bir sürü paralel çizgi vardı ve hatırladığım kadarıyla manyetik kuzeyi gösteriyordu, fakat pusulanın kırmızı iğnesinin gösterdiğinden farklı bir yönü… Yıkılmıştım.
Devam
Bu hikaye Habib Baran tarafından "Adventures of Joe Stark" makalesinden çevrilerek uyarlanmıştır.
Bütün Fotoromanlar
|